Türk edebiyatımızın en kıymetli isimlerinden biriydi Sabahattin Ali. Onu Sanat dünyamızdan ve yaşamdan ayırdıklarında henüz 41 yaşındaydı. Bu yazımızda usta yazar Sabahattin Ali’nin öldürülmesine ve ölümünün arkasındaki gerekçelere birlikte bakacağız.

 

Sabahattin Ali 25 Şubat 1907’de Eğridere, Gümülcine’de doğdu. Yaşamı boyunca edebi kişiliğini toplumcu gerçekçi bir düzleme oturtarak deneyimlerini hem okuyucularına aktardı hem de Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatını etkileyen kendinden sonrakilere yol gösteren bir figür haline geldi. Roman, öykü, şiir ve oyun alanlarında 12 eser bırakan Sabahattin Ali’nin edebiyatımızda öne çıktığı eserleri romanları olmuştu. Roman alanında yayımladığı Kuyucaklı Yusuf (1937)-İçimizdeki Şeytan (1940)-Kürk Mantolu Madonna (1943) eserleri edebiyatımız içinde birer hazine olarak yer aldı.

 

Sabahattin Ali’nin öldürüldüğü yer olan Edirne’ye gitmekteki amacı Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya ulaşmaktı. Bunun sebebi ise kendisine yasal yollardan pasaport verilmemesiydi. Sabahattin Ali o dönemde kendisine açılan davalar devam ettiği için herkese karşı temkinli yaklaşıyor ve Avrupa hayallerini pek kimseye söylemiyordu. Bulgaristan ve oradan da Avrupa’ya geçebilmek için kendisine yardım edecek kişi Üsküdar Paşakapısı Cezaevi’nden berber Hasan’dı. Berber Hasan, Sabahattin Ali’yi sanıldığı üzere istemeden de olsa katili olacak Ali Ertekin ile tanıştırdı. Ali Ertekin uzun yıllar boyu orduda subay olarak görev yapmış ve ordudan silah çalmak suçundan dolayı ordudan ihraç edilmişti. Sabahattin Ali için o gün gelmişti Ali Ertekin ve yolculuk yaptıkları kamyonun şoförü Salim ile Kırklareli’ne doğru yola çıkmışlardı. Yol üzerinde Salim Bey araçtan ayrılmış yolun geri kalanına Ali Ertekin ve Sabahattin Ali devam etmişti. Ertekin olay sonrası Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede Sabahattin Ali’nin sınırı geçtikten sonra Bulgaristan ve Rusya ile iş birliği yaparak Türkiye içerisinde komünist bir ihtilal çıkaracağını bu yüzden onu sevmediğini ve hatta yol boyunca tartıştıklarını söylemişti. Ali Ertekin ilerleyen vakitlerde mola verdikleri bir sırada Sabahattin Ali kitap okuduğu esnada arkasından yaklaşarak bulduğu bir sopa ile Sabahattin Ali’nin kafasına vurarak öldürdü. Olayla alakalı verdiği ifadede Ertekin bu suçu işlemesinde milli duygularının tahrik edildiğini de söylemişti.

Sabahattin Ali’nin cansız bedeni bir süre sonra bir çoban tarafından bulundu. İhbar üzerine olay yerine gelen jandarma yapılan incelemeler neticesinde cesedin kimlik teşhisini yapamadı. Bu olay yaşandığı sıralarda ise İstanbul polisi insan kaçakçılığı yapan bir suç örgütü şebekesini yakaladı ve üyelerini sorguya aldı. Bu örgütün üyeleri arasında Ali Ertekin’de vardı. Ertekin verdiği ifadede cinayeti işlediğini kabul etti. İdam cezası ile yargılanmasına rağmen Ertekin dört yıl hüküm giymesinin ardından serbest kaldı. Sabahattin Ali’nin ölümünün ardından çeşitli iddialarda ortaya çıktı bunlardan bazıları katil Ali Ertekin’in MİT üyesi olabileceği ve ayrıca Sabahattin Ali’nin suç şebekesine karşı polis ile iş birliği yaptığı ve sınırda çıkan çatışmada ölmüş olabileceği iddiaları da dillendirilmişti. Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşı Aziz Nesin olayla ilgili olarak onu MİT’in öldürmediğini Ali Ertekin isimli şahsın kişisel kusurları dolayısıyla öldürüldüğünü söylemişti. Günümüzde maalesef çok acıdır ki Sabahattin Ali’yi ziyaret edebileceğimiz bir kabri bulunmamaktadır. Cesedi ile ilgili olarak çeşitli iddialar ortaya atılsa da hakikat tam anlamıyla bilinmemektedir. Bu vesile ile kıymetli yazarımızı saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.

Ömer Faruk Özdemir

Ömer Faruk Özdemir

Karabük Üniversitesi Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi öğrencisidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.