Birçok kesimin merakla haberini beklediği yasa teklifinin Genel Kurul görüşmeleri dün itibariyle başladı. Teklifinin tümünün onaya sunulduğu görüşmeler neticesinde 17 maddelik teklifin tümü onaylanarak bir sonraki aşamaya, maddelerin görüşülmesine geçildi.

Kendi grupları adına söz alan milletvekilleri, Süreyya Sadi Bilgiç’in başkanlığını yaptığı oturumda Adalet ve Kalkınma Partisi vekili Selva Çam’ın da aralarında bulunduğu 110 milletvekilinin teklifiyle hazırlanan Türk Ceza Kanunu ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi başlığı altında kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddette uygulanacak cezai yaptırımların arttırılması yönünde yapılan değişikliklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Milletvekillerinin gündeminde 20 Mart 2021 tarihinde Türkiye’nin tarafları arasından çekildiği İstanbul Sözleşmesi de vardı.

Kanun Teklifi Ne Gibi Değişikler Öngörüyor?

  • Kamuoyunda büyük tepkilere yol açan “kravat indirimi” olarak da nitelendirilen failin giyim-kuşamı, yalnızca indirim almak amacıyla sergilediği davranışlar artık takdiri indirim sebebi olarak dikkate alınmayacak, takdiri indirime hükmedilmesi söz konusu ise kararda indirimin sebeplerine gerekçeli bir şekilde yer verilecek,
  • Kadına karşı işlenen suçlar, suçun nitelikli halini oluşturacak ve cezada artırıma gidilecek,
  • Israrlı takip suçu müstakil bir suç olarak düzenlenerek ayrıca nitelikli hallerine de yer verilecek; fiziken ısrarlı takip, haberleşme-iletişim araçları yahut üçüncü kişi aracılığıyla mağdurda huzursuzluk oluşturması ve mağdurun kendisinin-yakınlarından birisinin güvenliğinden endişe duyması da suç olarak tanımlanacak,
  • Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu, tutuklama nedeni olarak katalog suçlar kapsamında yer alacak, (yani somut delillere dayanan kuvvetli şüphelerin olması halinde tutuklama sebebinin oluştuğu kabul edilecek)
  • Vekili bulunmayan özellikle şiddet mağduru kadınlara baro tarafından ücretsiz avukat imkânı sağlanacak,
  • Hem kamu kurum ve kuruluşlarında hem de özel sektörde görev yapan sağlık çalışanlarının meslekleri kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedavilere ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle soruşturma yapılabilmesi için Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun izni aranacak, kurulun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edilebilecek,
  • Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi durumunda suçun konusunu sağlık hizmeti oluşturuyorsa ceza altıda bir oranında arttırılacak.

Parti Grupları Kanun Teklifi Hakkında Neler Söyledi?

 “Mağdurun kadın olarak belirtilmesi tek başına kadına karşı şiddet suçunu önlemek bakımından yeterli değildir.

Grubu adına söz hakkını kullanan İYİ Parti Aksaray milletvekili Ayhan Erel, kadına karşı şiddetin Türk Ceza Kanunu’nda suçun nitelikli hali olarak değil, ayrı bir suç olarak düzenlenmesi ve açıkça tanımlanması gerektiğini ifade etti. Kanun teklifinde kadına karşı şiddette failin niteliklerine yer verilmemesini de eleştiren Erel, kanunun çıkarılış amacıyla bu düzenlemenin bağdaşmadığını dile getirdi. “Mağdurun kadın olarak belirtilmesi tek başına kadına karşı şiddet suçunu önlemek bakımından yeterli değildir.” İfadelerini kullanarak bir kadının başka bir kadına, başka saiklerle uyguladığı şiddetin de bu kapsamda değerlendirilebileceği tehlikesini gündeme getirdi. Ayrıca konuşmasında kadına karşı şiddetin asıl tanımının kadına erkek tarafından “sırf kadın olduğu” gerekçesiyle uygulanan fiziksel ve psikolojik şiddet olduğunu vurguladı.

“Kadın veya sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanlar, cezanın azlığına güvenerek bu suçları işlememekte, bu cezaların etkin infazları olmadığı için bu suçları işleme cesareti ve cüreti göstermektedirler.”

Yine teklifin cezayı arttırma yönündekini siyasetini eleştiren Ayhan Yerel; çözümün cezai yaptırımları arttırmakta değil, infaz rejiminin değişiminde olduğunu ifade etti. Nitekim kadına karşı şiddette cezaların neredeyse infaz edilemez hale geldiğini, kamuoyunda kadına karşı şiddetin cezasızlıkla sonuçlandığı algısının oluştuğunu da belirtti. “Kadın veya sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanlar, cezanın azlığına güvenerek bu suçları işlememekte, bu cezaların etkin infazları olmadığı için bu suları işleme cesareti ve cüreti göstermektedirler.” diyerek sorunun cezaların azlığında olmadığını bu sebeple kanun teklifinin cezayı arttırma politikasının sorunu çözümlemede etkili bir yöntem olmadığını dile getirdi.

 

MHP grubu adına Kırıkkale milletvekili Halil Öztürk, Türk milletinin sahip olduğu öz değerleri itibariyle aileye ve kadına verdiği öneme dikkat çekerek şiddeti önleme hususunda atılacak her adımı desteklediklerini, kendilerinin de bu sorunun çözümlenmesi noktasında duyarlı bir parti olduklarını ifade etti. “Bu önerilerin hayata geçirilmesi hususunda da Milliyetçi Hareket Partisi olarak tereddütsüz desteklerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

Sağlık çalışanlarına yönelik öngörülen düzenlemeler hakkında da kanun teklifinin hekimlere yönelik saldırıları önleyici tedbirlere yer verdiğini ayrıca cerrahi alandaki hekimlerin tazminat baskısını hafifleterek tıp fakültesi mezunlarının cerrahi alana yönelmelerinin de önünü açabileceğini dile getirdi. Ayrıca kadına ve çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi noktasında eğitim alanındaki önerisini de milletvekillerine sundu: “Eğitim sistemimizde toplumsal cinsiyet, kadın-erkek eşitliği, aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet gibi konular içeren derslerin küçük yaşlardan itibaren uygulanmak üzere entegre edilmesi bizi ülke olarak bu alanda ön sıralara çıkaracaktır.”

 

HDP İstanbul milletvekili Züleyha Gülüm, yapılan kanun teklifinin gerçek bir çözüm olması için değil, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının kamuoyunda özellikle kadınlarda büyük tepki uyandırmasıyla bu tepkileri geçiştirmek için yapıldığını iddia etti. Ceza miktarlarının caydırıcı olmaktan uzak olduğunu; var olan sistemin erkek egemen oluşunun şiddetin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin başlıca sebebi olduğunu dile getirdi. Sağlık sisteminin sağlıkta şiddet olaylarındaki etkisi noktasında da iktidara eleştiriler getiren Gülüm, yaşanan olayların başlıca nedenlerinin hastanelerdeki yoğunluğun, sağlık çalışanlarının dayanılmaz çalışma koşullarının olduğunu ifade etti. Muayene için sıra bulunamaması, bulunsa dahi hasta başına beş dakika düşüyor oluşunu da “sağlık sisteminin tıkanmışlığı” olarak nitelendirdi.

 

CHP için söz alan İstanbul milletvekili Turan Aydoğan da konuşmasında İstanbul Sözleşmesi hususuna değindi. Kanun teklifinde 6284 sayılı kanuna hiçbir atıf yapılmadığına dikkat çeken Aydoğan da HDP grubunun savunduğu üzere İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca ayrılışın ‘makyajlanarak kamufle’ edildiğine işaret etti. Ayhan Erel’in söylemlerini destekleyecek nitelikte açıklamalarda bulundu. Suçun mağduru olan ‘kadın’ üzerinden tarifler yapıldığını, bu durumun Anayasaca koruma altına alınmış, devletçe gözetilmesi gereken kadın-erkek eşitliği ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi.

 

AK Parti adına konuşan milletvekilleri, kanun teklifinin kapsamı, içeriği, getireceği yenilikler hakkında bilgilendirmelerde bulunurken yapılacak değişiklikle gerek kadına ve çocuklara yönelik gerekse sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin büyük ölçekte önleneceğini ifade ettiler.

“Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesinden çekilmesi, hukuka aykırı değildir”

Muhalefet kanadından iktidara yöneltilen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin hukuksuzluğu iddialarına cevap veren AK Parti Çankırı milletvekili Emin Akbaşoğlu, “Bu sözleşmeden çıkışla ilgili usulde paralellik çerçevesi içerisinde asla ve kat’a hukuka aykırı bir durum söz konusu değildir. 244 sayılı kanunun ortaya koyduğu hükümlerle 9 sayılı CBK’nin ortaya koyduğu hükümler çerçevesinde yürütme de yasama da kendi görev alanına ilişkin hususlarda yetkilerini kullanmıştır. Uluslararası kabul konusu yürütmenin, bunun uygun bulunmasına dair kanunu çıkarma Meclisin; bu sözleşmeden çıkma, sona erdirme yetkisi de yine yürütmenin yetkisindedir.” Dedi.

Kanun teklifi, iktidarca olumlu karşılanırken muhalefet perspektifinde değerlendirmeler; cezaların caydırıcı olmadığı, madde hükümlerinin önleyici nitelikte olmadığı yönünde. Kanun teklifinin ilk bölümün görüşülmesinin ardından Genel Kurulun hazır bulunmaması sebebiyle diğer bölümlere ilişkin görüşmeler ertelendi.

 

 

 

Zeynep Aktaş

Zeynep Aktaş

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2.sınıf, aynı zamanda Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 2.sınıf öğrencisi. Yerel ve ulusal düzeyde düzenlenen edebiyat yarışmalarında dereceleri olup yayınlanmış şiirleri mevcuttur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.