Edebiyatımızın usta kalemleri birer hazine olarak bizlere bıraktıkları eserlerinin içine öyle kahramanlar yerleştirmişlerdir ki bazen tüm kitap o kahraman olur. O kahramanla üzülürüz, güleriz ve şaşırırız. Edebiyatımızda sıra dışı kahramanlar yazımızın ikinci bölümünde gelin birlikte edebiyatımıza yer edinmiş sıra dışı kahramanlara birlikte bakalım.

C (Aylak Adam-Yusuf Atılgan)

Yusuf Atılgan eserlerinde 1950 sonrasına denk gelen modern bireyleri psikolojik açıdan ele almıştır.

Aylak Adam romanında bir kent aylağının büyümesini yaşadığı psikolojik sorunları çevresiyle verdiği yabancılaşma çatışmalarını ele almıştır Yusuf Atılgan. Romanımızın baş karakteri C komisyoncu olan babasından kalan miras ile yaşamaktadır. Maddi açıdan rahat olsa da manevi açıdan büyük bir boşluk içindedir. Yaşadığı sıkıntı dönemlerinde zamanının çoğunu İstanbul’un cadde, sokak, sinema ve birahanelerinde geçiren C bir arayış içindedir. Bir röportajında Yusuf Atılgan aylaklık ile ilgili “Aylaklık özünde olmayanı aramaktır.” Demiştir. Bu söylemden yola çıkarak karakterimiz C’nin de özünde olmayanı arayan aylak bir adam olduğunu söylemek yanlış olmaz.

 

HİKMET BENOL (Tehlikeli Oyunlar-Oğuz Atay)

1971-1973 yılları arasında yazılan Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay’ın en mutsuz en yalnız olduğu döneme denk gelmiştir. Oğuz Atay Beyoğlu’ndaki evine kapanmış çevresiyle arasına mesafe koymuş ve aralıksız yazmaktadır. Eşi Fikriye Hanımdan ayrıldıktan sonra yaşadığı durumları karakterleri vasıtasıyla eserine yansıtmıştır.

 

Karakterimiz Hikmet Benol eşi Sevgi Hanımdan ayrıldıktan sonra fakir bir mahallede gecekonduda yaşamaya başlar. Naciye Hanım ve Albay Hüsamettin Tambay Hikmet Benol ’un dünyasını oluşturur. Hikmet komşularının gürültülü ve bitmek bilmeyen iç hesaplaşmaları içerisinde kendi kimliği ve benliğini bulmaya çalışırken geleceğine de yön verir. Oğuz Atay yazdığı günlüklerde Hikmet Benol’u şu sözlerle anlatır. “Selim’le, (Tutunamayanlar) oldukça güç bir tip, yani olumlu insan bir bakıma denemiştim. Şimdi sürekli olumsuz bir tip düşünüyorum. Küçük hesapların olumsuzluğunu. Kimsenin okumadığı kitapları okuyan, kötü yaşayan bir adam. (…) Aşağılık bir adam. (…) Hikmet farkında. Fakat kötülüklerine engel olamıyor.”

MARİA PURDER (Kürk Mantolu Madonna-Sabahattin Ali)

 

Türk Edebiyatının en önemli eserlerinden olan Kürk Mantolu Madonna’ya ismini veren Maria Purder insanlara karşı yaşadığı bütün güvensizlik ve ön yargılara rağmen Raif Bey’e olan aşkını sonuna kadar yaşamayı göze almış bir karakterdir. Bu aşk her şeyin sonunda içimize dokunacak kadar duygusal sona erse de Maria Purder gibi içine kapanık olan Raif Bey’i de hayata bağlayacak kadar güçlü olmuştur.

Ömer Faruk Özdemir

Ömer Faruk Özdemir

Karabük Üniversitesi Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi öğrencisidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.